Deprem yeni tercihleri belirledi, sade ve minik yaşam alanları

Hürriyet’ten Gizem Çoşkunarda’nın bugünkü yazısı şöyle:

“Deprem korkusu radikal kararlar aldırıyor; kimi şehir dışına küçük, temel gerektirmeyen evlere taşınıyor, kimi evine kafes yaptırıyor.

Olası büyük depremlerin yaşanacağı şehirlerde gündem aynı; insanlar güvende olmanın yollarını arıyor. Kiralar yüksek, güvenli ev sayısı az. Taşınabilen taşınıyor, komşularıyla uzlaşabilen evi güçlendirme başvuruları yapıyor. Bir de alternatif yaşam tarzlarına yönelenler var. Karavan satışları patladı. 10-30 metrekarelik sabit ya da tekerlekli küçük evler yani tiny house’larsa yeni bir konsept olan tiny house köylerini doğurdu.

Başta İstanbul, İzmir olmak üzere bir sonraki büyük depremin beklendiği şehirlerde ve 6 Şubat depremlerinin zarar verdiği yerlerde, yaşadığı bölgeye ve binaya güvenmeyen birçok kişi taşınma kararı aldı. Talep artınca bu kez güvenli bölgelerdeki emlak satış ve kira fiyatları çok yükseldi.

Mevcut evinde durmak istemeyen amabütçesi kısıtlı, başka bir eve taşınmasıda mümkün olmayan birçok insan çareyi tiny house ve karavan gibi alternatif yaşam tarzlarına yönelmekte buldu.

Türkiye’nin en büyük karavan üreticilerinden SALY Karavan’ın satış müdürü Tolga Özarslan deprem sonrası özellikle çekmeli karavanlara talebin yüzde 500 arttığını söylüyor. Arabaya takarak çekilen bu karavanların bir diğer özelliği de aracı kullananın ayrı bir ehliyete ihtiyacı olmaması. Büyük otoparklarda ya da karavanlara özel alanlarda da elektrik ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Özarslan’ın verdiği bilgilere göre deprem sonrası Adana, Mersin ve Hatay bölgesinden talep yoğun. Çoğunluk karavan satın alıp Sakarya’ya yerleşmek istiyor.

Bunun sebebi Sakarya’da karavanlar için yaşam alanlarının kurulması. İstanbul, İzmir ve Yalova en çok talep gelen diğer yerler. İçinde iki-beş kişiye kadar yaşam imkânı sunan farklı modellerdeki çekme karavanların fiyatları KDV hariç 150 bin ile 210 bin lira arasında değişiyor.

Yeniden popüler oldu

Bir diğer alternatif yaşam tarzı da özellikle pandemi döneminde popüler hale gelen tiny house’lar. Pandemi bittikten bir süre sonra bu tarz evlere ilgi azalsa da uzmanların İstanbul depremiyle ilgili uyarılarının ardından yeniden bir yaşam alternatifi olarak karşımıza çıktı. Tiny house üreticisi Vagoon House’un kurucusu Cem Demirer deprem bölgesinden çok İstanbul’dan talep geldiğini söyleyerek “İstanbul’daki showroom’umuza hafta sonları 7-8 kişi gelirdi, artık 150-200 kişi ağırlıyoruz. Talepte de 10 kata varan artış var” dedi. Tiny house‘lara artan bu talep de yeni bir konsept olan ‘tiny house köyleri’ni doğurdu. Tiny house köyünü bir kooperatif olarak düşünebilirsiniz. Farklı seçenekler mevcut ama bunların ortak noktası; altyapıyla uğraşmadan başka ailelerle bir arada, güvende ve doğada yaşama imkânı sunması. Tiny house’u konumlandıracağınız yer için büyük bütçeler ayırıp arsa satın almanıza, altyapı çalışmalarıyla ilgilenmenize, su, elektrik, internet, güvenlik, otopark gibi ihtiyaçlarla uğraşmanıza gerek kalmıyor.
İstanbul’da sayısı artıyor

İzmir’de iki farklı köyü olan ve üçüncü projenin satışlarına başlayan Tosbag Tinyhouse firmasından satış müdürü Emine Açıl pandemide oluşan ilginin depremden sonra beş katına çıktığını söyledi. Tosbag firması, tiny house’u onlardan satın almanız şartıyla size yıllık 50 bin lira karşılığında 150 metrekare arsa kiralıyor. Elektrik altyapısından internetine, yüzme havuzundan çocuk oyun parkları ve hatta güvenlik görevlisine kadar birçok hizmet sunuyor. Tüm bunlar için de sitelerde alışkın olduğumuz herhangi bir aidat ücreti talep etmiyor. Tiny house’ların fiyatıysa 750 bin liradan başlıyor.

Çanakkale, Ankara, Bolu gibi şehirlerde de tiny house köyleri var. İstanbul’daysa bu projeler daha çok Çatalca, Beykoz ve Arnavutköy civarında. Çatalca’daki Green Life projesi üç yıl önce pandemiyle hayata geçirildi. Satış yetkilisi Hülya Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre depremden sonra insanlar hem güvenli
hem de doğayla iç içe bir yaşama dahil olmak istiyor. “İstanbul’dan taşınmak zorunda kalmadan, işine gücüne devam ederek hem de doğada güvenli bir yaşam insanları cezbediyor” diyor. Bu projede 200 metrekarelik arsalar satışa sunuluyor, kiralama seçeneği yok. Dilediğiniz tiny house ya da çekme karavanı bu arsanın üzerine yerleştirebiliyorsunuz.

Köy size altyapı imkânının yanı sıra çocuk parkları, mesire alanları, bisiklet ve yürüyüş yolu gibi sosyal hizmetler sunuyor. Otopark ve 7/24 güvenlik olması da tercih sebeplerinden. En yüksek kapasiteli olan projede
471 ev için arsa var. Arsaların fiyatı ortalama 30-450 bin lira arasında.Beykoz’daki Cumhuriyet Köyü’nde yeni kurulacak olan bir diğer projeyse Beykoz Yaşam Köyüm. Proje yetkilisi İlhan Kuş depremden sonra günde ortalama 700 çağrıyı cevapladıklarını söylüyor.

‘4+1 evden karavana geçtik’

Adana’da yaşayan Onuk ailesidepremden sonra karavanda yaşamayı seçenlerden. Binaları ağır hasar görmemesine rağmen o günden beri yüksek kattaki evlerine giremiyorlar. Cihan Onuk otomotiv sektöründe çalışıyor, eşi veteriner hekim, kızları Mavi ise henüz ilkokul öğrencisi. Bir anda düzenlerini değiştirip başka bir şehre gitmeleri ne sosyal ne de ekonomik açıdan mümkün. Baba Onuk çareyi aracının arkasına takabileceği bir çekme karavan satın almakta buluyor. “Aslında hiç macerasever ya da karavanda tatil yapabilecek bir aile bile değiliz ama şartlar bize bunu mecbur kıldı” diyen Onuk, üç haftalık yeni karavan yaşamlarını şöyle özetliyor: “Hatay depremine de evde yakalanınca artık binaya girmek istemedik. Eşim zaten çok korkuyor. Acil çözüm olarak bir karavan satın aldım. Adana’da emniyet ve valiliğin olduğu güvenli bir bölgede büyük bir otoparkın içine koydum. Elektriği oradan çekiyorum, büyük bir su depomuz var.

Karavanda iki gözlü bir ocak ve elektronik ev eşyaları mevcut. Eşimle ben tüm gün işteyiz, kızımız da okulda. Tüm gün karavanın içinde olmak can sıkıcı olabilirdi ama bu şartlarda şimdilik idare ediyoruz. Kızım ilk hafta karavanda, ranzada yatmayı ne kadar eğlenceli bulsa da üçüncü haftanın sonunda artık sıkılmaya başladı. Hepimiz 4+1 geniş evlerde, kendimizi diğer aile üyelerinden bile soyutlamak adına kendimize çalışma odaları yaratırken şimdi bu kadar minimal bir hayat elbette zor. Ancak şu an için başka türlü bir yerleşik hayata geçmemiz ekonomik açıdan zor. Acil çözüm alternatifi olarak karavan almak işimizi önemli ölçüde gördü. Bizden sonra arkadaşlarımız ve ailelerimiz de bu arayışa girdiler. Bundan sonrasında nasıl bir hayata geçeceğimizse henüz belirsiz.”

‘Benden sonra 20 arkadaşım daha arsa satın aldı’ (Bünyamin Şimşek)

“2019’da merkez üssü Silivri olan depremde Esenyurt’ta çok yüksek bir binada oturuyorduk. Evimiz beşik gibi sallanmıştı, hatırlıyorum. Eşimle havaalanında çalışıyoruz. Yeni havalimanı hizmete açıldığında hem daha yakın olmak hem de güvenli bir eve geçmek için önce Arnavutköy’de müstakil bir yaşama geçtik.

Yine de aklımızda her zaman emekli olduğumuzda yaşayabileceğimiz, doğayla iç içe konumda bir mülk satın almak vardı. Fakat bütçeler çok yüksek. O sırada tiny house fikri geldi aklımıza. Bir arsa alıp üstüne tiny house yapmaya karar verdik ama sonra bunun güvenlik açısından problem yaratabileceğini düşündük. Mesele evinize hırsız girmesi de değil, bunlar tekerlekli yapılar olduğundan evinizi alıp götürebilirler! O yüzden kooperatif mantığında kurulan tiny house köylerini tercih ettik. Kıyı Yaşam firmasının Çanakkale’deki bir projesinden ilk yerimizi aldık ve kendi tiny house’umuzu tasarladık.

Önceleri ‘İnsan daha başka ne ister, minimal bir yaşam ve doğayla baş başayız’ diyorduk. Ama kurumsal bir hayatta çalışmaya devam edecekseniz bu evlere sığmak pek mümkün değil. Hem ütü masamı açayım, hem karşısında takım elbiselerimi astığım gömme bir dolabım olsun gibi bir durum yok. Üst katında kafanızı çarpmamak için eğiliyorsunuz mesela. Fakat uzaktan çalışma sistemine dahilseniz, tiny house sisteminde yaşayarak çok mutlu olabilirsiniz. Ben bu tiny house köyünden yer alınca havaalanında yüzlerce arkadaşım nasıl yaptığımı sordu. 20 kişi benden sonra oradan arsa aldı. 80 kişi de tiny house’a geçmek için İstanbul’daki kooperatiflerle ilgilenmeye başladı. Ben de sonunda neler yaptığıma dair ‘@tinyyasam’ isminde bir Instagram hesabı açtım. Şu an Edirne, Keşan’da başka bir kooperatife daha girdim, burada iki arsa aldım, daha büyük bir ev yaptıracağım.

‘Komün hayatı keyifli’

Tek başıma bir arazide olmaktansa diğer arsa komşularımızla bir arada, komün bir hayat yaşamak bize çok keyifli geliyor. En güzeli de başta yorucu olsa da her bir detayına kadar evi kendinizin tasarlıyor olması. Eğer hâlâ Esenyurt’taki evimde oturuyor olsaydım Çatalca ya da Beykoz’daki uygun gördüğüm bir kooperatifte tiny house yaptırıp yerleşik yaşama geçerdim. Hem şehre 45 dakika uzaklıktasınız hem depreme karşı güvendesiniz hem de bu şartlarda geçebileceğiniz müstakil yaşam için ödemeniz gerekenin 4’te 1’i cebinizden çıkıyor. EYT’den emekli oluyorum, eşimin biraz daha çalışması gerekiyor, sonra biz de tiny house’umuzda tamamen yerleşik bir yaşamın hayalini kuruyoruz.”

‘Hobi bahçesi olarak düşünmüştük ama artık tamamen yerleştik’ (Ayşe Kabakça)

“Aslında Beylikdüzü’nde yaşayan üç kişilik bir aileydik. Oğlum üniversiteye gidiyor. Geçen yıl Green Life’ın Çatalca’daki 2.etap projesinden bir arsa aldık. Zaman içinde de üzerine Tiny House yaptırdık. İçmimar değilim ama ev düzenlemesini hem severim hem de ilgimden dolayı bilgim vardır. Kendi isteklerimize göre üç katlı bir tiny house yaptırdık. Üst ve alt katlarda yatak odaları, orta katta mutfak ve salonu var. Hobi bahçesi olarak düşündük burayı, hafta sonları kaçtığımız, dinlendiğimiz bir evdi bizim için. Beylikdüzü’ndeki evimizden çıktığımızda buraya varmamız 20 dakika sürüyor.

Kahramanmaraş depreminden sonra bize de bir korku geldi. Evimiz güvenli mi, semtimiz ne kadar güvenli emin olamıyoruz. Hobi bahçesi olarak düşünmüştük bu evi ama depremden sonra tamamen yerleştik. Elbette şehirdeki büyük evden sonra küçük bir Yaşam alanı ama gayet yetiyor bize. Yine bahçemizle uğraşıyoruz, doğayla iç içeyiz, havası bile fark ediyor. İstediğimiz zaman şehre gidip işlerimizi kolaylıkla hallediyoruz. Güvenlikli, yürüyüş parkurları, çocuk parkları olan bir site gibi aslında burası, şehirdeki site hayatlarından tek farkı yüksek binalar olmaması. Eşim ve ben uzaktan çalışabiliyoruz, oğlumun da okulu uzaktan devam ediyor. Bir sonraki sene de buradan rahatlıkla gidip gelebilir okuluna. Şu an için burada gayet mutlu yaşıyoruz, sonra da bir problem yaşayacağımızı zannetmiyorum.”

patronlardunyasi.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*