Depreme kafa tutan 1200 yıllık kazıkların sırrı

6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketi sonrası en dikkat çeken noktalardan biri de sağlam olmayan zeminlere inşa edilen bazı yapıların ayakta kalması oldu. Elbette bu yapıların inşasında izlenen yol diğerlerinden daha farklıydı. Bundan tam 450 yıl önce Büyükçekmece’de inşa edilen Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü ile 2000’li yıllara damga vuran, kumdan zemine inşa edilmiş 321 metrelik dünyanın en lüks oteli Burj Al Arab’ın temelindeki kazıkların sırrını ise Prof. Dr. Sabriye Banu İkizler anlattı.

Prof. Dr. Sabriye Banu İkizler, 456 yıllık Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü ile ilgili, “Zemin koşullarının yetersiz olması sebebiyle daha önceden göl üzerinde Roma Dönem’inden kalma köprü yıkılmıştı. Farklı uzunlukta ve büyüklükte 4 köprü birbirine yapay adalarla eklenerek toplam 636 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde, 28 kemerden oluşan, ayrıca seyir köşklerinin de bulunduğu bir yapı inşa edildi” dedi.

“BATARDO TEKNİĞİ” KULLANILDI

Mimar Sinan’ın bu köprüde yapım ve mühendislik açısından birçok ilki bir arada kullandığını belirten Prof. Dr. İkizler, “Önce 3 adet yapay ada inşa edildi. Daha sonra köprü ayak ve temellerinin yerleşeceği zeminin sağlamlaştırılması için o dönem ‘sanduka’ olarak adlandırılan, günümüzde ‘batardo tekniği’ denilen yöntem kullanılarak ayakların geleceği yerlerdeki sular büyük tulumbalar yardımıyla boşaltıldı. Zemine 2.5 metre boyunda 40 bine yakın kazığı şahmerdan yardımıyla çakarak zemin güçlendirildi. Üzerine arşın taşları döşenmiş bu yöntemle kazıklar ve taşlar arasında elastikiyet oluşturularak yapının depremden zarar görmemesi hedeflendi” diye konuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Dubai şehrinde bulunan ve 1999 yılında ilk misafirlerini ağırlayan 7 yıldızlı Burj Al Arab Oteli de kum zemin üzerine kazık temel sistemi kullanılarak inşa edilmişti. Prof. Dr. Sabriye Banu İkizler, otelde kullanılan sistemi şu şekilde anlattı:

45 METRE UZUNLUĞUNDA 250 ADET KAZIKLA SİSTEM HAZIRLANDI

“Sadece sınırları zorlayan mimarisiyle değil, aynı zamanda zemin şartlarıyla da inşaat mühendislerini bir hayli zorlayacak bir yapı olan Burj Al Arab, Mimar Sinan’ın 450 yıl önce kullandığı teknikle yapıldı. 321 metre yüksekliğindeki Burj Al Arab, yumuşak kumlu zemine 250 adet kazıkla inşa edilmiştir. Mühendisleri ilk etapta en çok zorlayan unsur, zeminin kum olması ve yapının su üzerinde yüzüyormuş izlenimini vermesi için binanın su üzerinde yer almasının istenmesiydi. Yapı aynı zamanda fay hatlarının yakınında yer alıyordu ve hızı neredeyse saatte 144 kilometreye ulaşan Basra Körfezi’nin ağır rüzgâr yüklerine maruz kalıyordu. Gökdelenler ve maruz kaldıkları yanal yükler (deprem ve rüzgâr yükleri), yüksek yapıların var oluşundan beri üzerinde düşünülen ve çözüm bulmaya çalışılan konulardır. Bütün bu riskleri bertaraf etmek için 1.5 metre çapında ve birçok bölgede 45 metre uzunluğunda 250 adet kazıkla temel sistemi tasarlandı.”

“Büyük hasarlara sebep olması nedeniyle özellikle sismik açıdan aktif olan bölgelerde inşa edilecek yapıların tasarımında sıvılaşma potansiyelinin öncelikli olarak dikkate alınması gerekir” diyen Prof. Dr. Sabriye Banu İkizler, zemin sıvılaşmasının bulunduğu bölgelerde yapıların bu tehlikeden nasıl korunacağını da 3 maddede şöyle anlattı:

1- Sıvılaşmaya yatkın zeminlerden kaçınma: Alternatif alanların mevcut olması halinde sıvılaşmaya yatkın olan zeminlerden kaçınmak akla gelen ilk ve en ekonomik önlemdir.

2- Sıvılaşmaya karşı dirençli yapıların inşa edilmesi: Uygun alanların mevcut olmaması gibi nedenlerden dolayı yapıların sıvılaşmaya yatkın olan zeminler üzerine inşa edilmesi gerekebilir. Böyle bir durumda derin temellerin kullanılması yapının sıvılaşmaya karşı direncini artırır.

3- Zeminin değiştirilmesi veya iyileştirilmesi: Sıvılaşma duyarlılığı bulunan zeminin derin ve geniş bir alanda yayılmamış olması halinde kazılıp yerine sıvılaşma eğilimi bulunmayan bir zemin konulabilir. Ayrıca zeminin doğal durumuna oranla daha sıkı hale getirilmesi için sıkıştırılması, zeminin drenaj kapasitesinin artırılması, bağlayıcı bir katkı malzemesi ile enjeksiyon ve karıştırma yapılması gibi yöntemler sıvılaşmaya karşı direncin artırılmasında kullanılan en yaygın iyileştirme yöntemleridir.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir