Güç savaşının Pasifik’teki yeni adresi: Solomon Adaları

Solomon Adaları Başbakanı Manasseh Sogavare’nin Çin’le imzaladıkları yeni güvenlik anlaşmasının “Çin veya hiçbir devletin ülkede askeri bir üs kurmasına imkan sağlamadığını” açıklamasına rağmen Solomon Adaları, dünya siyasetinin gündeminde yer almaya devam ediyor.

Beijing ve Honiara yönetimleri arasında imzalanan Solomon Adaları Paktı anlaşmasına karşı çıkan Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD yönetimleri, anlaşma kapsamında Çin’in Pasifikteki yayılma stratejisinde Solomon Adaları’nı “tramplen” olarak kullanacağını iddia ediyor.

Anlaşma metni basına sızdırılmıştı

Anlaşma metni olduğu ileri sürülen belgelerin, 24 Mart’ta ilk kez basına sızdırılmasından bu yana hem Pekin hem de Honiara yönetimine endişelerini ileten Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD anlaşmanın bölge barışını tehlikeye atacağını savunuyor.

Ancak sözkonusu devletler ve ülke içinden gelen tepkililerin yersiz olduğunu belirten Başbakan Sogavare, anlaşmanın bölgesel güvenliği zayıflatmayacağından ve baltalamayacağından emin olduğunu ifade ediyor.

Çin, Pasifik’te askeri gücünü artırmaya mı çalışıyor?

Anlaşma önerisinin Çin’in fikri olduğunu ve teklifin Pekin’den geldiğini iddia eden Beyaz Saray, Çin’i Güney Pasifik’te yaptığı müzakerelerle küçük bölgelere karanlık ve belirsiz anlaşmalar sunmakla suçluyor.

ABD’den gelen eleştirileri kabul etmeyen ve ülkesinin Solomon Adaları ile iş birliğinin başka hiçbir tarafı hedef almadığını söyleyen Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, “Solomon Adaları gibi Pasifik Adası ülkeleri; Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya ile güvenlik iş birliği yapabilirken diğer ülkelerle de iş birliği yapma hakları var elbette” ifadesini kullanmıştı.

Avustralya, Çin askeri varlığını yakınında istemiyor

Anlaşmadan haberdar olmasından bu yana alarmda olan Avustralya, Cairns kentinde yaklaşık 2 bin kilometre mesafedeki Solomon Adaları’nda Çin askeri varlığını istemediğini açıkça ifade ediyor.

Pasifik Bakanı Zed Seselja’yı Solomon Adaları’na gönderen ve Sogavare’den anlaşmayı imzalanmamasını “saygılı bir şekilde” rica eden Avustralya, imzaların atılmasına engel olamamıştı.

‘Kırmızı çizgi’ uyarısı

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Çin’in herhangi bir Pasifik ülkesinde askeri üs inşa etmesinin Avustralya ve ABD için “kırmızı çizgi” olacağını belirtmişti. Ancak Morrison, Sogavare hükümetinin bir askeri üs kurulmasına izin vermeye niyeti olmadığını söylemesinden de memnuniyet duyduğunu açıklamıştı.

Morrison yönetimine ilgisizlik suçlaması

Genel seçim kampanyalarının sürdüğü Avustralya’da, Başbakan Morrison yönetimindeki koalisyon hükümetini, iklim değişikliği ve ekonomik konularda zorluklar yaşayan Pasifik ülkeleriyle ilgilenmemekle suçlayan ana muhalefetteki İşçi Partisi, 21 Mayıs’taki seçimleri kazanmaları durumunda bölge ülkeleriyle yakından ilgilenecekleri sözünü veriyor.

Bölgedeki ülkelerin yeniden Avustralya’yı ilk tercih olarak görmelerini sağlayacaklarını taahhüt eden İşçi Partisi Sözcüsü ve Gölge Dışişleri Bakanı Penny Wong, “Scott Morrison’un yarattığı boşluk, bizim çıkarlarımızı ve değerlerimizi paylaşmayan başkaları tarafından dolduruluyor” dedi.

ABD’den askeri üs uyarısı

Yaklaşık iki hafta önce Avustralya’yı ziyarete eden ABD Deniz Piyadeleri Komutanı General David Berger’in, Solomon Adaları’nın imzalayacağı anlaşmadan ileride pişmanlık duyabileceğini açıklamasının ardından Ulusal Güvenlik Konseyi’nden Kurt Campbell, Çin’in fiili bir askeri varlık oluşturma yönündeki her adımı karşısında ABD’nin “buna göre yanıt vereceğini” uyarısında bulunmuştu.

Anlaşmaya tepki gösteren ve Pasifik’te söz konusu anlaşmanın imzalanmasına gerek duyulacak gelişme olmadığına dikkati çeken Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Beijing yönetimiyle “doğal karşılıklı çıkar” alanlarında birlikte çalışmanın şart olduğunu savunuyor.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, Çin’in Pasifik’teki ada ülkelerine yönelik hamlelerini yakından izlediklerini dile getirirken Japonya Kabine Baş Sekreter Yardımcısı Kihara Seiji, sözkonusu anlaşmanın “tüm Pasifik bölgesinin güvenliğini etkileyebileceğini” söylemişti.

Çin’in Güney Pasifik’te yolu açıldı

Pasifik bölgesine yönelik çalışmalarıyla bilinen uzmanlara göre, Solomon Adaları Paktı’nın imzalanması, Çin ordusunun Güney Pasifik’e erişmesinin yolunu açıyor.

Hawaii Üniversitesinde Pasifik Adaları araştırmaları profesörü Tarcisius Kabutaulaka, Çin’in adalarda askeri üs kurmasa da yaptığı anlaşmalarla Pasifik’te sağlam bir yer edinmeye çalıştığını dile getirdi.

Avustralya’nın kuzeydoğusundan Peru açıklarına kadar uzanan Güney Pasifik’in küresel bir askeri güç olmak isteyen Çin için önemli olduğunu söyleyen Washington merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center’dan Yun Sun, “Çin, rakibi ABD ve diğer Batılı güçlerin yaptığı gibi kıyılarının yakınında, denizlerin ötesinde deniz gücü inşa ediyor” ifadesini kullandı.

Tokyo’daki Sasakawa Barış Vakfı’nın Okyanus Politikaları Araştırma Enstitüsünden Fabrizio Bozzato ise Çin’in nihayetinde Batılı güçlere karşı bir denge noktası olarak görülmek istediğini söyledi.

Bozzato, “Pekin, Avustralya’ya en yakın Pasifik bölgesine yerleşmeye ve alternatif güvenlik ortağı rolünü üstlenmeye çalışıyor ve başarılı da oldu” dedi.

Solomon Adaları’nın önemi

İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın 3. savunma hattını kurduğu ülkenin en büyük adası Guadalcanal’de yaşanan ve tarihe “Guadalcanal Muharebesi” olarak geçen savaşı yerel halkın yardımıyla kazanan ABD ve müteferrikleri Japonya’ya karşı büyük bir zafer elde etmişti.

Anlaşmanın gündeme gelmesiyle Guadalcanal Muharebesi’ne atıfta bulunan Avustralya Savunma Bakanı Peter Dutton, Solomon Adaları’nın o gün olduğu kadar bugün de Avustralya için çok önemli olduğunu vurgulamıştı.

Hükümetin yolsuzluk yaptığı iddiasıyla Kasım 2021’de başlayan protestoların şiddet olaylarına dönüşmesiyle gündeme gelen Solomon Adaları, mevcut anlaşmalar uyarınca Avustralya, Yeni Zelanda ve Fiji’den güvenlik kuvvetleri talebinde bulunmuştu.

Durumun normale dönmesinin ardından bu kez de Çin ile yaptığı güvenlik anlaşmasıyla gündemdeki yerini koruyan yaklaşık 685 bin nüfuslu Solomon Adaları, 6 büyük ve 900’den fazla küçük adadan oluşuyor.

Birleşik Krallık’ın 1893’te adalar üzerinde hakimiyet kurmasıyla İngiliz Milletler Topluluğu’na dahil olan Solomon Adaları, 7 Temmuz 1978’de bağımsızlığına kavuşmasından bu yana monarşiyle yönetiliyor.